TİROİD AMELİYATI İLE İLGİLİ HASTA BİLGİLENDİRME

TİROİD BEZİ NEREDEDİR VE GÖREVİ NEDİR?           

Tiroid bezi kelebek şeklindedir ve boynun ön yüzünde ve alt kesiminde yerleşmiş durumdadır. Görevi beyinden gelen uyarılara uyumlu olarak tiroit hormonlarını üretir. Bu hormonlar insan vücudu için hayati önem arz eder. Bu hormonlar vücudun ısısının ayarlanmasında ve kalp, beyin ve kas gibi organların çalışması gerektiği ölçüde çalışmasını sağlarlar. Bu nedenle bu hormonların yokluğunda insanın yaşama şansı yoktur. Tiroid bezi çalışmadığında veya alındığında bu hormonlar dışarıdan ilaç olarak alınmak zorundadır.

TİROİD AMELİYATI HANGİ HASTALARDA YAPILIR?

·        Tiroid kanseri olan hastalara.

·        Tiroid kanser şüphesi olan hastalara.

·        Kanser olmadan da tiroit ameliyatı olabilir

  • Tiroid bezinin ileri derecede büyüdüğü ve çevre yapılara baskı yaptığı zaman
  • Tiroid bezi ileri derecede büyüyüp dışarıdan şekilsel olarak rahatsız edecek düzeye ulaştığı durumlarda.
  • Graves hastalığı denen tiroit bezinin çok çalıştığı hastalarda da bez büyükse tiroit ameliyatı yapılabilir.

TİROİD AMELİYATINDA BEZİNİN NE KADARI ALINIR?

Ameliyatta bezin ne kadarının alınacağı, tamamının mı yoksa bir kesiminin mi alınacağı hastalığın durumuna göre ameliyat öncesinde hastaya bilgi verilerek karar verilir. Tiroit kanserlerinde, graves hastalığında ve her iki lopta çok sayıda nodül varlığında genellikle tiroit dokusunun tamamı alınır.

            Tek taraflı yerleşmiş tiroit nodüllerinde ameliyat esnasında kanser olmadığını kanıtladıktan sonra tek taraflı tiroidektomi yapılıp sağlam olan tiroit lobu geride bırakılabilir. Bütün bu olasılıklar ameliyat öncesinde hasta ile detaylı bir şekilde konuşulur ve kararlar bu şekilde alınır. 

Ameliyat öncesi nasıl bir hazırlık yapılır?

Ameliyattan önce birçok tetkik yapılmıştır ve bu tetkikler doğrultusunda ameliyat kararı verilmiştir. Tiroit ameliyatı öncesi yapılan tetkikler:

  • Tiroid Kan tetkikleri
  • Tiroid ultrasonografisi (USG)
  • Tiroid sintigrafi
  • USG eşliğinde Tiroid nodülünden ince iğne ile parça alınması.

 

Yapılan bu tetkikler ile ameliyat kararı verildikten sonra hastanın genel durumuna bakılır, tansiyonu ve kalbi nasıl, başka bir hastalığı var mı diye bakılır ve varsa bu hastalıklar ameliyat öncesinde mümkünse düzeltilmeye çalışılır. Düzeltilemezse bu ameliyata engel teşkil eder mi diye bakılır.  Ameliyat kararından sonra yapılması gereken başlıca tetkikler

  •  Kan testler  (tiroit hormonları, şeker, üre ve karaciğer testleri ile kan sayımı, kanama zamanı, hepatit markerları gibi)
  • Kalp grafisi
  • Akciğer filmi

 

Ameliyat öncesinde hastanın ses tellerinde bir sorun var mı diye kontrol edilebilir.

Ameliyatta hastayı uyutacak olan anestezi doktoru tüm bu tetkiklerle ve dosyası ile birlikte hastayı ameliyattan önce görür. Bu esnada var olan tüm hastalıklarınızı, kullanmakta olduğunuz ilaçları ve var olan alerjilerinizi mutlaka doktorunuza söyleyiniz.

TİROİD AMELİYATI ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER

1-Sıgara, alkol veya bağımlılık yapan ilaçların hepsi kesilmelidir.

2-Genel anestezi altında ameliyat yapılacağı için gece saat 12 den sonra tamamen aç kalınmalı sıvılar dahil ağızdan hiçbir şey alınmamalı.

3-Kullanmakta olduğumuz ilaçları doktorumuza danışmalıyız ve bunların içerisinde kan sulandırıcı ilaçlar var ise bunlar genelde 5-7 gün öncesinden kesilmeli ve bunun yerine cilt altına yapılan bir iğne formuna geçilmeli. Şeker hastalığınız var ise şeker ilaçlarınızın kesilmesi ve kısa etkili insülin ile tedavi edilmeniz gerekmektedir. Sadece tansiyon ilaçlarını ameliyat olacağınız günün sabahında çok az bir su ile içilmesi gerekmektedir.

4-Ameliyat olacağınız günün sabahında duşunuzu alınız ve kişisel temizliğinizi yapınız.

5- Ameliyat ile ilgili yeterli bilgilendirildikten sonra onam formunu imzalamalısınız. Anlamadığınız veya kafanıza takılan bir nokta varsa cerrahınıza tekrar tekrar sormalısınız.

 

TİROİD AMELİYATINI YAPACAK CERRAHIN ÖZELLİKLERİ  NELERDİR?

Tiroit ameliyatı gerçekten çok ince bir cerrahi işçilik isteyen bir ameliyattır. Tiroit bezi insan boynunda bir sürü hayati organın çok yanında yerleşmiş durumda olması nedeni ile ameliyat esnasında bu organlara zarar verilmemesi için çok iyi bir cerrahi işçilik ister. Tiroit ameliyatını yapacak doktorun bu ameliyattan çok fazla sayda yapmış olması gerekmektedir. Sadece çok sayıda bu ameliyattan yapmış olması da yetmez; yapmış olduğu ameliyatların kaçında başarısızlık olduğu da önemlidir. 

TİROİD AMELİYATI NE KADAR SÜRER?

            Ameliyat, ameliyat hanede, genellikle genel anestezi, çok nadiren de lokal anestezi ile yapılır. Ameliyat süresi yapılacak ameliyat tipine göre değişmekle birlikte genellikle 1,5-2.5 saat sürer. Boyunda  kolye şeklinde bir kesi yapılarak  tiroit bezinin bir kısmı veya tamamı alınır. Ameliyat salonundan çıktıktan sonra bir saat kadar uyanma odasında kalırlar.

 

AMELİYAT İÇİN HASTANEDE NE KADAR  SÜRE KALINIR?

Eğer sadece tiroit ameliyatı yapılmışsa  genellikle 1-2 gün kalınır.

Ameliyattan Sonra Ne Zaman İşime Başlarım?

Ameliyatta veya sonrasında ekstra bir sorun olmadı ise ortalama 15-20 gün içerisinde iyileşir ve normal yaşantınıza devam edersiniz.

 

AMELİYATTAN HEMEN SONRA NE GİBİ ŞİKAYETLER OLABİLİR?

Genellikle genel anestezi altında ameliyat yapıldığı için hastalar genellikle ameliyat haneyi ve uyanma odasını pek hatırlamazlar. Kendi odasına geldikten sonrasını hatırlarlar. Bu esnada genel anestezinin vermiş olduğu bir yorgunluk ve bitkinlik olur. Bunun dışında ameliyat yerinde ağrı olabilir. Bunun dışında tiroit ameliyat pozisyonuna bağlı kolunuzda ve belimizde bir miktar ağrı olabilir. Bu ağrılar ağrı kesicilerle giderilir.

Genel anestezi verebilmek için ağıza bir tüp takılır bu tüpe bağlı bir miktar larenjit gibi bir tablo oluşabilir fakat gargaralar ile geçer.

Ameliyattan yaklaşık 5-6 saat sonrasında hasta yataktan kaldırılır yürütülür ve ağızdan gıda almaya başlatılır.

Ameliyattan sonra boyunda bir şişlik ve nefes alamama gibi durum varsa derhal zaman kaybetmeden doktorunuza haber vermelisiniz. Derhal müdahale edilmesi gerekebilir. Ameliyattan sonraki ilk günler özellikle 1. Gün de en çok bu sorunlar oluşabilmektedir. Bu nedenle ameliyat sonrası bir gün hastanede takip edilmesi daha doğrudur.

El ve yüzde karıncalanma, uyuşma ve kasılma oluşabilir. İnsanlarda tiroit bezi ile paratiroit bezi yan yanadır bu nedenle bazen paratiroit bezi zarar görebilir. Bu durumda geçici veya kalıcı paratiroit hasarı oluşabilir. Tiroit ameliyatlarından sonra en çok görülen sorunlardan birisidir. Bunun tedavisi için ilaç tedavisi yapılır. Bu tedavi  genellikle geçici olmakla birlikte bazen de kalıcı olabilir. 

Tiroit kanseri değilseniz  ve ameliyatla tiroit bezinizin hepsi alınmışsa tiroit  hormon ilaçları başlanabilir.

Ameliyattan sonra özellikle ilk yıl ameliyat yerinde  renk değişikliği olmaması için güneş ışığından  boynunuzu korumalısınız.

Tiroit dokusunun hemen arkasında ses tellerini uyaran sinir geçtiği için bu sinirler çok nadirende olsa hasarlanabilir bunun sonucunda da ses kısıklığı gelişir. Bu ses kısıklığı çoğunlukla geçicidir ve 6 ay içerisinde düzelir. Çok çok nadiren de kalıcı olabilir. 

Ameliyattan 2-3 gün sonrasında ekstra bir sorun yoksa duş alınabilir.

TİROİD AMELİYATININ YAN ETKİLERİ (KOMPLİKASYONLARI) NELERDİR?

            Tiroit bezi boyundaki çok önemli damar ve sinirlerle komşuluk içindedir. Sinirlerin ameliyat sırasında kesilmesi ses kısıklığı yapabilir. Paratiroid bezi denen ve kan kalsiyumunu ayarlayan bezlerin ameliyat sırasında hasar görmesi veya kanlanmasının azalması nedeniyle kan kalsiyum düşüklüğü gelişebilir.  Ameliyat ile ilgili yan etkiler (komplikasyonlar) aşağıda verilmiştir. Bu komplikasyonlar  çok nadir görülür. Bu nedenle korkmayınız. Önemli olan iyi ameliyat yapan bir cerrah bulmanızdır.

  1. Ameliyat yerinde kanama: Çok nadiren olabilir. Bazen acilen tekrar ameliyat haneye alınarak kanamanın durdurulması gerekebilir. Dikiş yerinden dışarıya olan kanamalardan ziyade içeriye olan ve sürekli büyüyen ve boyun bölgesine baskı yapan kanamalar daha tehlikelidir.
  2. Ses kısıklığı: Nadiren de olsa gelişebilir. Genellikle birkaç gün sürebilir sonra düzelir. Ses kısıklığının 6 aya kadar düzelebildiği bildirilmiştir ama 6 aydan daha uzun sürmüş ise buna kalıcı sinir hasarına bağlı kalıcı ses kısıklığı denir. 
  3. Kalsiyumda düşme: İnsanlarda tiroit bezinin hemen yanında 2 sağda 2 solda 4 adet mercimek büyüklüğünde toplam 4 adet paratiroit bezi bulunmaktadır. Ve bu bezleri besleyen damarlar tiroidin damarlarından beslenmektedir ve bu bezler korunsa bile beslenmesi bozulabilmektedir.  Bu bezdeki hasarlanma sonucunda kandaki kalsiyum seviyesi düşer. Ameliyat sonrası el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve kasılma gibi şikayetleriniz varsa kan kalsiyumu düşük demektir.  Bu durumda kalsiyum almak gerekir. Kalsiyum düşüklüğü bazen geçici olur ve 6 ay içinde düzelir. 6 ay içinde kalsiyum düşüklüğü düzelmezse ömür boyu devam eder. Bu tür hastaların ömür boyu kalsiyum ve D vitamini almaları gerekir.
  4. Tiroit hormon yetersizliği (hipotiroidi): Tiroit bezinden alınan parçanın miktarına göre tiroit hormon yetmezliği gelişir. Bezin yarısı alınan hastalarda da tiroit hormon ilacı almak gerekebilir. Bezin tamamı alınanlarda ömür boyu tiroit hormon ilacı kullanmak gerekir.
  5. Yara yerinde enfeksiyon
  6. Hava yolunun delinmesi
  7. Yemek borusunun yaralanması
  8. Lenfatik duktusların yaralanması
  9. Yutma güçlüğü. Süperior laringial sinir zedelenmelerinde oluşabilir.

AMELİYAT SONRASI YAPILMASI GEREKENLER:

Diyet: Ameliyattan sonraki ilk hafta biraz sulu yumuşak gıdaların tüketilmesi dışında tamamen normal gıda alımına devam edebilir ve özel bir beslenmesi ve uyulması gereken diyeti yoktur.

Ameliyattan 7-10 gün sonra ilk kontrolünüze geleceksiniz ve ameliyat yeri kontrolü yapılacak ve olası sorunlar kontrol edilecek. Hastaya yapılan işlemlerin ve takiplerin hepsini içeren bir epikriz verilir. Hastada şüphelenilen bir sorun varsa kan testleri ile doğrulanması sağlanır. Ameliyattan 3 hafta sonra Ameliyatınızın tipine göre kanda tiroit hormonları düzeyine bakılır ve buna göre tiroit ilaçları ayarlanır. Hastada paratiroit ile alakalı bir sorun varsa kan kalsiyum ve parat hormon düzeyi de çalışılır ve eksikliklerine göre tedavide ayarlama yapılır.

Bu esnada patoloji sonucu da çıkmış olur ve buna göre başka bir tedavi alıp almayacağı konuşulur.  Sonuç tiroit kanseri çıkmışsa patoloji sonucuna göre, radyoaktif iyot tedavisi ve vücut taraması yapılması için hasta nükleer tıp uzmanına gönderebilir. 

 

Ameliyat sonrası hormonlarınız ve kalsiyumunuz normal olsa bile  belirli aralıklarla  kontrole  gidiniz ve hormon ve kalsiyum tetkiklerinizi yaptırınız. 

           

 

Paratiroid Bezi Hastalıkları

Paratiroid Bezi Nerde Bulunur ve Ne Fonksiyonu Vardır?

Paratiroid bezleri boyunda, tiroid bezine yakın komşulukta boyunun her iki tarafında ikişer tane olmak üzere genellikle 4 bezden ibarettir. Boyutları genellikle 3-4 mm yanı mercimek büyüklüğündedir. Tiroidin arka tarafında genellikle tiroidi besleyen damara ve ses tellerini uyaran sinirin yakınında bulunurlar. Bazen de göğüs kafesi içerisine kadar ilerleyebilirler. Paratiroid bezleri paratiroid hormonu denilen vücut  için çok gerekli olan bir hormon üretirler. Bu hormonunda ana görevlerinden birisi vücuttaki kalsiyum minarelinin dengeli bir şekilde dağılmasını sağlamaktır. 

Paratiroit homonnun görevi:

Paratiroid bezlerinden salgılanan paratiroit hormon sayesinde kan kalsiyum düzeyinin belirli sınırlarda tutulmasını ve dolayısıyla sinirlerin ve kasların, kalbin, böbreklerin ve kemiklerin normal işlev görmesini sağlar. Bunu gerçekleştirebilmek için D vitaminini aktive ederek barsaklardan kalsiyum emilimini, kemikten kalsiyumun açığa çıkmasını ve böbreklerden kalsiyumun tutulmasını sağlar.

Paratiroid bezinin hastalıkları

Paratiroit hormonun fazla salgılanmasına hiperparatiroidi denir.

Bunlar:

  • Primer hiperparatiroidi,
  • sekonder hiperparatiroidi
  • ersiyer hiperparatiroidi olarak sınıflandırılır.

Primer Hiperparatiroidi:

En çok karşılaşılan paratiroid hastalığıdır. Primer hiper paratiroidinin de en sık nedeni paratiroit adenomu %80 civarında ikinci sıklıkta paratiroit hiperplazisi  çok nadirende paratiroit bezinin kanseridir.  

(Paratiroid Adenomu): Paratiroid bezlerden genellikle birinin veya nadir durumlarda birden fazla bezin büyüyerek gereğinden fazla çalışmasıdır. Yaklaşık %85 ve daha fazla olguda tek bezde hastalık varken, %15 olguda da birden çok bezde adenom ya da dört bezde birden büyüme bulunabilir. Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha sık görülür. Paratiroid bezi fazla çalışarak fazlaca paratiroit hormonu salgılanınca kemikten kalsiyum çözülmesi artar ve kandaki kalsiyum miktarı da artar.

Fazla salgılanan paratiroit hormonu sonucunda kemiklerdeki kalsiyum çözülerek kana verildiği için kemik erimesi olur, kemik ağrıları ve giderek kemiklerde “kahverengi tümörler” denilen içi kanla dolmuş kemik boşlukları ve sonunda patolojik yani bir darbe olmadan kendiliğinden basit hareketlerde dahi  kemik kırıkları oluşur.

 Kan kalsiyum düzeyinin fazla olması sonucunda böbreklerde çökerek  böbrek taşlarına ve böbrek hasarına neden olur. Yine kan kalsiyum seviyesindeki yükseklik  mide ve 12 parmak bağırsağında ülser ve gastrite, kabızlık ve bulantıya, kas güçsüzlüğü, hipertansiyon ve psikiyatrik bozukluklara (depresyon, duygu durum bozuklukları gibi) yol açar.

Paratiroid bezi hiperplazisi: genellikle böbrek hastalarında görülen ve 4 bezin dördününde çok çalıştığı bir durumdur. Bunun tedavisinde 4 bezde ortaya konulur ve ya üçbuçuk bez çıkarılır bir bezin yarısı korunur veya 4 bez çıkarılır ve bezin birisinin yarısı geri ekilir.

Paratiroid bezi kanseri: Çok nadir bir hastalıktır, tedavisi çevre gözeli dokular ile birlikte paratiroid dokusununda çıkarıldığı  boyun diseksiyonudur. 

 

Klinik Belirtiler:

  • Kemiklerde ağrı, osteoporoz (kemik erimesi) ve kırıklar,
  • Tekrarlayan böbrek taşları, çok idrar yapma
  • Mide ve barsak sisteminde bulantı, iştahsızlık, ülser, kabızlık ve pankreatit
  • Kaslarda güçsüzlük, erken yorulma
  • Halsizlik, yoğunlaşma güçlüğü, hafıza sorunları görülür.
  • Kardiyak belirtiler hipertansiyon, bradikardi (nabız sayısında azalma), QT aralığında azalma ve sol ventrikül hipertrofisidir.

Bu belirtilerin bir kısmı hasta tarafından bile fark edilmemiş olabilir, ya da başka nedenlere bağlı olduğu düşünülmüş olabilir; ayrıntılı sorgulama yapılınca ortaya çıkar.

Tanı için gereken testler:

Kan kalsiyum düzeyi: Hastada kan kalsiyum düzeyi ve albümin düzeyi birlikte bakılır ya da iyonize kalsiyum düzeyi bakılır. Kan kalsiyumu en az iki kez yüksek çıkınca hiperkalsemi tanısı konulur (Çünkü kan alınırken yapılan teknik hatalarda kalsiyum yüksek çıkabilir). Kan kalsiyumu normal değeri laboratuvardan laboratuvar değişmekle birlikte genellikle 8.5-10.5 mg/dl ve iyonize kalsiyum da 1.13-1.32 mmol/L arasındadır. Kan kalsiyum (Ca) düzeyi albümin düzeyiyle ilişkilidir.

Düzeltilmiş kalsiyum düzeyi= Ölçülen total Ca + [0.8 x (4.0 – albümin düzeyi)] 

Kalsiyum düzeyi en az iki kez yüksek bulunduğunda, diğer tetkiklerin de yapılması gerekir. İlk tetkik paratiroit hormon düzeyinin ölçülmesidir (intakt PTH).

Serum kalsiyum yüksek ve paratiroit hormon düzeyi yüksekse primer hiperparatiroidi tanısı konulur. İdrarda 24 saatlik idrar atılımına mutlaka bakılması gerekir çünkü ailesel benign hiperkalsemi hastalığının tanıda elenmesi gerekir. Bu hastalarda 24 saatlik idrarda kalsiyum atılımı normalden düşüktür. Bu FHH hastalığı çok çok nadirdir. Lityuma (genellikle manik depresif hastalıkta verilen bir ilaç) bağlı hiperkalsemi de ayırıcı tanıda düşünülmelidir.

Kanda D vitamini değerleri de bakılmalıdır. D vitamini düşük olduğunda bunu yükseltmek için parathormon fazla salgılanıyor olabilir. Kanda D vitamini değeri 30-75 nmol/L'dir. Kalsiyum yüksekliğinde kanda D vitamini (25 (OH) D Vit) değerinin 50 ile 75 nmol/L aralığında olup olmadığı kontrol edilmeli, düşük olan hastalarda Vitamin D tedavisi verildikten sonra tekrar parathormon ve kalsiyum bakılmalıdır. Kan kalsiyumunun artması ve parathormonun fazla salgılanmasıyla ayrıca, serum fosfat düzeyleri azalır, serum klor değerleri normal ya da yüksek olabilir, nadiren üre, kreatinin ve kemik erimesine bağlı olarak serum alkalen fosfataz değerleri yüksek olabilir.

 Görüntüleme Yöntemleri: Yukarıdaki laboratuvar değerleri hastalığın tanısını koymak için yeterlidir. Görüntüleme yöntemleri bezin yerini ve boyutunu belirlemek için kullanılır.

Boyun Ultrasonografisi: Paratiroid bezi adenomları %75-80 oranında ultrasonografi ile teşhis edilir.

Paratiroid Sintigrafisi: Tc-99 MIBI (sestamibi) denilen bir radyoaktif madde verilerek yapılır. Bu madde hem tiroid hem de paratiroid dokularında tutulur. Tiroiddeki tutulum madde verildikten 1 saat sonra kaybolmaya başlar, geç dönemde çekilen filmde yalnızca paratiroid dokularında görülür. Böylece büyümüş ve daha çok işlev gören paratiroid bezinin görülmesi mümkün olur. Ultrason ile tanı konulamayan veya  yeri belirlenemeyen olgularda faydalı olabilir. Paratiroid sintigrafisinin paratiroid adenomlarını tanımadaki duyarlılığı %60-90 arasındadı.

Bilgisayarlı tomografi (BT) veya  Manyetik rezonans görüntülemesi (MRG); Yukarıdaki iki yöntemle de adenom görülemeyen olgularda  yapılabilir.

 

CERRAHİ TEDAVİ:

 Amerikan Klinik Endokrinologlar Birliği ve Amerikan Endokrin Cerrahlar Birliği 2005 yılında ortak bir bildiri yayınlayarak primer hiperparatiroidide tedavinin ameliyat olması gerektiğini kabul etmişlerdir. Cerrahi olarak çok çalışan paratiroid adenomunun çıkarılmasının tek kalıcı tedavi yöntem olduğunu bildirmişlerdir.

Klinik olarak bir şikâyeti olmayan(asemptomatik) tesadüfen bulunan hastalarda ameliyata karar verirken, aşağıdaki özellikleri olanlarda cerrahi tedaviye öncelik verilmelidir:

1. 50 yaşından genç hastalar

2. Uzun dönem doktor kontrolüne gelemeyecek hastalar

3. Serum kalsiyumu normalden 1 mg/dl'den fazla yüksek olanlar

4. İdrarda kalsiyum değerleri 24 saatte 400'dan fazla olanlar

5. Böbrek fonksiyonlarında en az %30 azalma bulunanlar

6.Primer hiperparatiroidi komplikasyonları oluşanlarda (böbrek taşları, kemik erimesi ve ciddi psikonörolojik bozukluk gibi)

Deneyimli cerrahlarca yapıldığında, başarı oranı % 95 ve üzerindedir.

Cerrahi tedavinin komplikasyonları:

  • Kanama; Nadirde olsa bu ameliyat sonrasında veya ameliyat anında kanama olabilir bu ameliyat anındaki kanama ameliyat alanındaki görüntü kalitesini bozması nedeni ile diğer komplikasyonlarada neden olabilir.
  • En önemli komplikasyonlarından bir: rekürren sinir yaralanması sonrasında ses kalınlaşması, nefes almada güçlük ve ses kısıklığı.
  • Devam eden veya tekrarlayan hiperparatiroidi; genelde çok çalışan bezin çıkarılamadığı durumlarda olur.
  • Hipoparatiroidi (paratiroid bezlerin az çalışması) Ancak bunlar düşük oranda görülür.
  • Ameliyat bölgesinde iltihap
  • Verilen anesteziye bağlı komplikasyonlar

Paratiroit bezini ameliyatı öncesi yapılması gerekenler;

  1. Sigara, alkol veya bağımlılık yapan ilaçların hepsi haftalar öncesinden kesilmelidir.
  2. Genel anestezi altında ameliyat yapılacağı için gece saat 12 den sonra tamamen aç kalınmalı sıvılar dahil ağızdan hiçbir şey alınmamalı.
  3. Kullanmakta olduğumuz ilaçları doktorumuza danışmalıyız ve bunların içerisinde kan sulandırıcı ilaçlar var ise bunlar genelde 5-7 gün öncesinden kesilmeli ve bunun yerine cilt altına yapılan bir iğne formuna geçilmeli. Şeker hastalığınız var ise şeker ilaçlarınızın kesilmesi ve kısa etkili insülin ile tedavi edilmeniz gerekmektedir. Sadece tansiyon ilaçlarını ameliyat olacağınız günün sabahında çok az bir su ile içilmesi gerekmektedir.
  4. Ameliyat olacağınız günün sabahında duşunuzu alınız ve kişisel temizliğinizi yapınız.
  5. Ameliyat ile ilgili yeterli bilgilendirildikten sonra onam formunu imzalamalısınız. Anlamadığınız veya kafanıza takılan bir nokta varsa cerrahınıza tekrar tekrar sormalısınız.

 

Paratiroid Adenomlarında Cerrahi Tedavi:

Genel anestezi yani uyutularak veya sınırlı uyuşturma yanı sadece o bölge uyuşturularak yapılabilir. Paratiroid bezlerinin bulunduğu boynun bu bölgesinde çok hayati organların olması ve paratiroid bezine komşu olması ve paratiroid bezlerinin yerlerinin belli olmaması nedeni ile bu ameliyatları yapacak cerrahın teknik beceri ve tecrübesinin yeterli olması lazım. En ufak bir kanamada ameliyat sahasının değerlendirilmesi zorlaşır, bu bezleri bulmak bazen imkansız hale gelebilir, ya da paratiroid bezler aranırken damar ve sinir gibi istenmeyen yaralanmalar olabilir. Bu nedenle sabırlı bir şekilde ince diseksiyonlarla kanamaya neden olmadan yapılmalıdır.

Klasik açık paratiroid ameliyatı:

Boynun alt kesimine tiroit ameliyatındakine benzer şekilde kolye şeklinde bir kesi ile yapılır. Paratiroid bezlerinden birinin ya da bir kaçının boyundan yapılan bu keşiden çıkartılmasıdır. Adenomlar çoğunlukla bir bezde olmakla birlikte, bazı hastalarda %5-10 birden fazla bezde olabilir. Bu durumlarda hastalıklı olan bezlerin hepsinin çıkarılması gerekir. Eğer geride hastalıklı bez bırakılırsa ameliyat başarısız olur.  Tüm bezlerin görülmesi ve çıkartılması altta yatan kronik böbrek yetmezliği gibi durumlar haricinde gerekli değildir.

Mini-invaziv paratiroidektomiler: Kamera yardımı ile paratiroid bezinin çıkarılması: Boyundan ya da koltuk altı gibi gözükmeyen bir bölgeden çok küçük kesiler yaparak buralardan aletlerle girilerek paratiroid bezin çıkartılmasıdır. Yaygın kullanımı şu an için yoktur.

 

Mini-invaziv (daha az zarar veren) paratiroid bezi  ameliyatı:

 Görüntüleme yöntemleri ile (ultrasonografi  ve sintigrafi ) ile yeri belirlenmiş olan hastalarda ameliyat esnasında da ultrason ve radioaktif madde yardımıyla, ya da her ikisi de kullanılarak yapılır.  Daha öncesinde görüntüleme yöntemi ile yeri belirlenen paratiroit bezinin hemen üzerinden 1.5-2 cm. lik  küçük bir kesi yapılır. Boyun katları uygun şekilde ayrılarak dokular ortaya konulur ve hastalıklı olan paratiroid bezi bulunur ve damarları bağlanarak çıkartılır. Bu  ameliyatın yeterliliğini tayin etmek üzere radyoaktif maddeler, ameliyatta paratiroid hormon tayini ya da ikisi birden kullanılır. Daha sonra adenom çıktıktan sonra hastadan uzaklaşılarak çıkan paratiroid adenomu üzerinden radyoaktivite sayımı alınır. Daha sonra hastanın boynundan başka hastalıklı bir paratiroid bezi kalıp kalmadığı kontrol edilir

Frozen inceleme (ameliyat sırasında patolojik inceleme): Ameliyat sırasında hızlı patolojik inceleme yapılarak çıkan dokunun paratiroid dokusu olup olmadığının anlaşılması gereksiz vakit kaybını önler.

 

 

TİROİDEKTOMİ İLE İLGİLİ DOÇ. DR. FAHRİ YETİŞİR'İN BİLİMSEL YAYINLARI 

Fusion of a cervical sympathetic ganglion with the recurrent inferior laryngeal nerve: a case of false positive non-recurrent inferior laryngeal nerve.

Ulus Cerrahi Derg. 2013 May 28;29(3):150-2. doi: 10.5152/UCD.2013.21. eCollection 2013.Yetişir F1, Salman AE2, Özkardeş AB1, Aydın SM1, Kılıç M1.AbstractAn anastomosis between the recurrent inferior laryngeal nerve (RILN) and the cervical sympathetic ganglion is seen rarely and might be confused...
 
 
08.04.2016 22:03

Efficacy of ultrasonography in identification of non-recurrent laryngeal nerve.

Int J Surg. 2012;10(9):506-9. doi: 10.1016/j.ijsu.2012.07.006. Epub 2012 Jul 31.Yetisir F1, Salman AE, Çiftçi B, Teber A, Kiliç M.AbstractBACKGROUND: The aim of this prospective study was to identify the arterial anomalies constantly associated with nonrecurrent inferior laryngeal nerve by...
08.04.2016 21:55

Non-recurrent laryngeal nerve

Ulus Cerrahi Derg. 2013 May 28;30(2):112-4. doi: 10.5152/UCD.2013.22. eCollection 2014.Yetişir F1, Özkardeş AB1, Dündar HZ1, Birkan B1, Çiftci AB1, Kılıç M1.AbstractInjury to the recurrent laryngeal nerve is a serious complication in thyroid and parathyroid surgery. The anatomy of the recurrent...

 

Şişman ve şeker hastası olmak elinizde değil ama, artık kurtulmak elinizde.

İletişim

Doç. Dr. Fahri Yetişir VM Medicalpark Ankara Hastanesi
Keçiören \ Ankara
0 536 297 4888
drfahriyetisir@hotmail.com