Bizim Kadınlarımızda Meme Kanseri Taramasına Değer. 

Meme kanseri tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz kadınlarında da en sık karşılaşılan kanser türüdür. Ülkemizde her 8 kadından birisi yaşamının bir aşamasında meme kanserine yakalanmaktadır. Ergenlik çağına ulaşan genç bir kızda meme, kadınlığın ve cinselliğin simgesiyken, doğumdan sonra anne olduğunda ise, bambaşka bir işlev kazanır. Emzirmekle insanlığın var oluşunun ilk şartlarından birini yerine getirmekle, yani beslemekle kalmaz, anne ile bebeğin iletişimini sağlayan çok önemli bir duygusal bağ oluşturur.

Özellikle bizim gibi toplumlarda, toplumsal tabular yüzünden, meme ve sağlık arasındaki bu ilişki yeterince açık bir şekilde ele alınamadığı için, maalesef bu kutsal varlılarımız (analarımız, bacılarımız, karılarımız ve kızlarımız) meme kanseri karşısında bilinçsiz ve çaresiz bırakılmaktadırlar.  Sonuç olarak, meme kanseri kadınlarımızın tedavisinde gecikmelere ve yetersiz tedavilere sebebiyet vermektedir. Günümüzde tıptaki gelişmeler sayesinde meme kanseri tedavisi mümkün olan bir hastalıktır, sadece geç kalındığı takdirde tedavi zorlaşmakta ve başarı şansı düşmektedir. Bu nedenle meme kanseri olmaktan değil geç kalmaktan korkmalıyız.

Tüm dünya meme kanseriyle bir savaş açmış durumda.  Amerika ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerdeki kadınların meme kanseri ile savaşta izledikleri belirli ilkeleri mevcuttur. Bizim kadınlarımızın yaşamları da en az Avrupalı kadınların yaşamları kadar değerlidir.  Bizim yapmamız gereken meme kanser tarama, tedavi ve takiplerinde bu gelişmiş ülkeleri takip etmeliyiz.

Meme kanseri belirtisi: Meme kanserinin en önemli belirtisi memede kitle hissedilmesi, kendiliğinden oluşan meme başından koyu renkli akıntı, meme derisinde çekintinin oluşması ve memedeki yeni oluşmuş bir şekil değişikliğidir.

Meme kanserinde erken yakalayabilmek için yapılması gerekenler;

1)           Yukarıda belirtilmiş olan meme kanseri bulguları olan kadınlarımızın zaman kaybetmeden bir an önce meme alanında uzmanlaşmış bir genel cerrahi uzmanına başvurmalıdır.

2)           Meme kanseri belirtileri olmayan kadınlarımızın kendilerine uygun olan tarama programlarına uymaları gerekmektedir. Meme kanseri taramasında en çok kullanılan işlemler; 1) meme muayenesi, 2)Mamografi filmi,3) meme ultrasonu.

  • 20 yaş üstü tüm kadınların meme muayenesi gerekli ise ultrason
  • 20-40 yaş arası 2-3 yılda bir muayene gerekli ise diğer tetkikler
  • 40 yaşının üstündeki hastalarda meme kanseri riski yoksa 1-2 senede bir tarama yapılmalı
  • Meme kanserine yakalanma riski olan hastalarda bu tarama daha erken yaşlarda başlayabilir.
  • Memesindeki bir lezyondan dolayı şüpheli bir durum varsa takip eden doktorunun belirleyeceği daha kısa zaman aralıkları ile takip edilmelidirler.

Meme kanseri tanısını koymada geç kalmak istemiyorsak bu tarama programına uymamız gerekmektedir. Meme kanseri tanısını erken koyabilmek ve sizin hayatınızı kanserden koruyabilmemiz için meme taramalarınızı zamanında yaptırın ki meme kanseri ile savaşı kazanabilesiniz.

Doç. Dr. Fahri Yetişir (Genel Cerrahi uzmanı)  

05362974888

Meme Kanseri ile İlgili Herşey

Meme anatomisi ve işlevi:

İnsanlarda ve tüm memeli hayvanlarda yaşamın ilk aşamasında vazgeçilemez bir öneme sahip olan besin maddesini yani sütü salgılayarak insanlığın beslenmesini sağlayan bezlerdir. Her memenin 15-20 adet lob denilen bölmeleri vardır. Her bir lob ta çok sayıda lobül denilen daha küçük birimlerin birleşmesi ile oluşur. Lobüllerin içerisinde süt üreten bezler mevcuttur. Bu bezlerde üretilen süt ince kanallardan geçerek meme başına doğru akar.  Lobül ve kanalların arasını yağlar doldurur. Memeler aynı zamanda lenf denen renksiz sıvıyı taşıyan lenf kanallarını da içerir. Bu kanallar lenf bezleri ile iştirak halindedir. Lenf bezleri memedeki bakteri, kanser hücreleri ve diğer zararlı bileşenleri tutarak bariyer oluşturmaya çalışır.


Bu resimlerde memenin süt yapmasına yarayan üniteleri, memenin yanındaki lenf kanallarıyla ve lenf bezlerini görülmektedir.

 

Meme kanseri nedir?

Tüm kanser dokularında olduğu meme kanserinde de hücreler kontrolden çıkarak kontrolsüzce çoğalmaya başlar. Bu şekilde hızlı ve kontrolsüz olarak çoğalan hücre kümesi ya muayenede yumru olarak elle hissedilir veya görüntüleme yöntemlerinde görünür hale gelirler. Eğer bu tümörlü oluşum çevre yapılara invaze olursa veya uzak organlara sıçrama yaparsa buna malign (kötü huylu) tümör (meme kanseri) denilmektedir. Meme kanseri tüm kadınlarda görülebileceği gibi nadir de olsa erkeklerde de görülebilir.

Vücudun herhangi bir bölgesindeki hücre kanser hücresine dönüşüp vücudun başka yerine yayılabilir.

Meme kanseri memenin farklı alanlarından oluşabilir. Meme kanseri en çok memede süt taşımaya yarayan meme kanallarından meydana gelmektedir (duktal kanser).  Bazı kanserler ise süt salgısı yapan lobüllerden meydana gelmektedir  (lobular kanser). Bunların dışında da kanser gelişebilmektedir fakat nadir olarak karşılaşılmaktadır. Bu kanserler memenin sarkomu veya lenfoması gibi.

Memede oluşan yumruların çoğu iyi huyludur ve kanser değildir. Memede oluşan bu iyi huylu tümörler normal oluşum değildir fakat başka organlara invazyon yaparak hayatı kısaltan kanser hastalığı da değildir. Memede oluşan bu iyi huylu hastalıkların bazıları meme kanseri oluşma riskini artırabilirler.

Memede fark edilen her türlü kitle veya yumru meme konusunda uzman bir cerrah  tarafından mutlaka değerlendirilmelidir

 

 

Meme kanseri nasıl yayılır?

En çok lenf sistemi ile yayılır. Lenf sistemi tüm vücutta bulunan lenf bezi, lenf sıvısı ve lenf damarlarından oluşmaktadır. Lenf bezleri bezelye şeklinde küçük oluşumlardır, birbirleri ile lenf damarları ile bağlantı oluştururlar ve vücudun savunma sisteminde görev alırlar.Kanser hücrelerin de bu lenf bezlerine sıçramalar göstererek tüm vücuda yayılırlar.

Memenin lenf sistemleri :

· Koltuk altı lenf bezleri

· Köprücük kemiği civarındaki lenf bezleri

· Sternum altındaki lenf bezleri

 

Eğer bir kanser lenf bezine sıçramış ise bu vücudun diğer bölgelerine de sıçramış olabileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle kanserin ne kadar yayıldığını anlamanın en iyi yollarından bir tanesi memenin lenf bezlerinin çıkarılarak incelenmesidir.

Meme kanseri tipleri nelerdir?

Meme kanseri mikroskop altında kanser hücresinin görünümüne göre sınıflara ayrılabilir. 

Çoğu meme kanseri epitel hücresinden çoğalan karsinomadır. Bunların dışında memenin bez hücrelerinin dışındaki yag ve destek hücrelerinden de kanser gelişebilir bunlar sarkomlardır. Bazen de kombinasyon şeklinde olabilir.

Hormon reseptör taşıyanlar ve taşımayanlar diyede sınıflanabilirler.

Duktal karsinoma in situ (DKİS): Süt kanallarını örten hücrelerin kanser hücresine dönüşmesi ile oluşmaktadır. İnvaziv meme kanseri ile DKİS arasındaki fark buradaki kanser hücreleri süt kanalının duvarını geçerek çevre dokulara yayılmaması ve uzak organlara sıçramamasıdır. DKİS invazif olmayan fakat invaziv hastalık öncesi bir evre olarak düşünülebilir. Hangi DKİS hastasının kansere döneceği net olarak bilinmemektedir.

 

 

Meme kanserlerinin %20 si bu evrede yakalanmaktadır ve bu evrede yakalanınca kanserden tamamen kurtulabilmektedir.

İnvaziv duktal karsinoma:

Bu meme kanserleri içerisinde en yaygın olanıdır. Süt kanalı içerisinde başlarlar. Ve sonrasında süt kanalı duvarını aşarak çevre dokulara yayılırlar. Bu aşamada lenf sistemi veya kan dolaşımı ile vücudun diğer taraflarına da sıçrayabilirler. Meme kanserlerinin %80’ini  oluşturmaktadır.

İnvaziv lobüler karsinoma:

Süt üreten lobüllerden başlar ve invaziv duktal karsinom da olduğu gibi tüm vücuda yayılabilir. Bu kanserlerin mamağrafide (meme filmi) tespit edilmeleri daha zordur. Meme kanserlerinin %10’unu  oluşturmaktadır.

Daha az sıklıkla karşılaşılan meme kanserleri

İnflamatuvar meme kanseri

Meme kanserlerinin %1-3 kadarını oluşturmaktadır. Genellikle memenin derisinde bir kızarıklık ve ısı artışına neden olurlar ve memenin enfeksiyonları ile karıştırılırlar.  Memenin derisinde portakal kabuğu görünümü oluştururlar. Tanıyı kesinleştirmek için biyopsi şarttır. Mamografi bu hastalarda net bir bilgi vermeyebilir. Bu hastalık çok hızlı yayılma eğilimindedir ve sonuçları kötüdür.

 

 

Meme başının Paget hastalığı:

Çok nadir bir meme kanseri türüdür (%1 civarında). Bu meme kanseri süt kanallarında başlar ve oradan meme başına ve oradan da areolaya yayılır. Areola ve meme başında tahriş ve soyulma mevcuttur. Hasta meme başında ve areolada yanma ve kaşıntı hisseder.

Paget hastalığı genellikle DKİS ile ve invaziv duktal karsinoma ile birliktelik gösterir. Tedavi genellikle memenin alınmasını gerektirir.

Filloides tümörü.

Bu çok nadir karşılaşılan ve memenin destek dokusundan kaynaklanan bir tümördür. Bu tümörler genellikle iyi huyludur. Bu iyi huylu tümörün tedavisinde geride tümör dokusu hiç bırakmayacak şekilde bir miktar sağlam meme dokusu ile birlikte cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Çok nadirde olsa kötü huylu olabilirler bu durumda daha geniş olarak çıkarılır veya memenin tamamı alınabilir.  İyi huylu filloides tümörlerinde cerrahiden başka tedaviye gerek yoktur. Kötü huylu filloides tümörde sarkomlara verilen kemoterapi verilebilir.

Angiosarkom:

Kan damarlarından veya lenf damarlarından kaynaklanan bir kanseridir. Bu hastalık çok nadiren meme içerisinde de görülebilir. Genellikle daha önce uygulanmış olan bir radyoterapi sonrasında gelişmektedir. Bu genellikle rayyoterapiden 5-10 yıl sonra çok nadiren görülen bir durumdur. Çok hızlı yayılırlar. Tedavisi tüm sarkom tedavileri ile aynıdır. Cerrahi tedavi çok önemlidir.

Bunların dışında çok nadir olarak karşılaşılan özel tip meme kanserleride mevcuttur.

Meme kanseri ile ilgili iatatistiki bilgiler.

Tüm dünyada kadınlarda en çok karşılaşılan bir kanser hastalığıdır. Her 8 kadının 1 inde hayatının bir evresinde  meme kanseri görülmektedir..

Amerikan Kanser Cemiyeti 2016 yılı için meme kanseri ile ilgili verileri;

·       Yaklaşık olarak  246,660 yeni meme kanseri teşhisi konulacak.

  • Yaklaşık olarak 61,000 yeni DKİS tanısı konulacak
  • Yaklaşık olarak 40,450 kadın meme kanseri nedeni ile ölecek.

Meme kanseri oluşmasındaki durum nedir?

2000 yılından sonra meme kanseri insidansında bir miktar azalma oldu bunu da menapoz sonrası hormon terapisini kullanan hastanın azalmasına bağlanmaktadır.

Kadınlarda meme kanserine bağlı ölümler akciğer kanserlerinden sonra ikinci sıradadır.  1989 yılından sonra meme kanserine bağlı ölümlerde belirgin bir düşüş görüldü bunun sebebi olarak ta meme kanseri tarama programları ile meme kanserini çok erken yakalayıp tedavi ediliyor olmasıdır.

Meme Kanseri Belirtileri:

  • Memenin veya koltukaltında bir kitle veya kalınlık.

Adet döneminden hemen önce daha çok belirginleşen ve âdetten sonra kaybolan veya boyutça küçülen yumrular hemen her zaman önemsizdir. Menopoz öncesi yaşlarda bu tür değişikliklerin daha sık görülme eğilimi vardır. Memede veya koltuk altında giderek büyüyen ve belirginleşen bir yumru varsa veya daha öncesinde olmayan yeni bir yumru fark edilmişse mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir. Bu yumrunun fizik muayenesi yapılmalı ve ultrasonografi ile değerlendirilmesi ve hatta mamografi çekilmesi, ayrıca gerekli ise sıvı veya doku örneği alınarak incelenmesi gerekmektedir.

  • Meme görünümünde değişiklik
    • Memenin boyutunda ve şeklinde bir değişiklik
    • Meme ucunun içeri dönmesi
    • Meme derisinin ya da ucunun pullu, kırmızı yada şiş olması,

Meme başındaki, çeşitli kremler kullanılmasına karşın ortadan kalkmayan, pullu, bazen kaşıntılı döküntüler iyi huylu olabilir. Ancak bunların Paget hastalığı adı verilen, nadir bir meme kanserine bağlı olma olasılıkları da vardır. Memenin Paget hastalığı genellikle bir döküntü ile başlar. Zamanla, meme başına akan süt kanalları boyunca büyüyebilir. Erken yakalanırsa tedavi edilebilir. Steroidli kremlerle tedavi edildiğinde ortadan kalkan döküntülerin ciddi olmadıkları söylenebilir. Herhangi bir şekilde döküntünün tekrar ortaya çıkması veya kaybolmaması durumunda doktorunuzun biyopsi önerisi iyi bir fikirdir.
Meme ucu akıntısı

Özellikle kendiliğinden gelmekte ve koyu renkte ise çok önem arz etmektedir, bir an önce doktora başvurulmalı ve bu akıntının nedeni belirlenmelidir.

Memede ağrı:

Özellikle erken evre meme kanserler kendini ağrı ile göstermez. Ama yine de ağrının nedeni belirlenmeye çalışılmalı ve tedavi edilmelidir.

Erken Tanı ve Tanı

Meme Kanseri taraması nedir?
İnsanlarda hastalığın belirtileri yokken yani kişi kendini tamamen sağlıklı hissederken kanser varlığını aramak için yapılan muayene ve testlere tarama denir. Tüm kanserlerde özellikle meme kanserinde erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Meme kanseri ne kadar erken yakalanırsa tedavi şansı o kadar yüksektir. Meme kanseri taramasındaki amaç, kanserlerin belirtilere yol açmadan önce bulunmasıdır. Meme kanserinin boyutu ve ne kadar uzağa yayıldığı hastanın durumunun belirlenmesindeki en önemli faktörlerdir. Meme kanserlerinin erken saptanmasını sağlayan testler her yıl binlerce yaşamı kurtarmaktadır.  Aşağıdaki yönergeler meme kanserinin erken tanı ve başarılı tedavi şansını arttırmaktadır.

Meme Kanserinin de Erken Tanı koyabilmek için aşağıdaki ilkelere uymak gerekmektedir.
Meme kanseri belirtisi bulunmayan kadınlarda Amerikan Kanser Derneği aşağıdaki ilkeleri önermektedir:

Mamografi: Kırk yaş ve üzerindeki kadınların her yıl mamografi çektirmeleri.
Klinik meme muayenesi: Yirmili ve otuzlu yaşlardaki kadınların tercihen üç yılda bir düzenli meme muayenesi yaptırmaları gerekir. Kırk yaşından sonra ise her yıl meme muayenesi yapılmalıdır.


Yüksek riskli kadınlar: Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan kadınlarda mamografilere daha erken yaşlarda başlanması, ek tetkikler yapılması veya daha sık muayene yapılması gerekmektedir.

Tanı Yöntemleri

Mamografiler.
Memenin röntgen filmi olarak düşünülebilir. Çok basit ve çok etkilidir. Mamografi çekimi esnasında meme 2 plaka arasında sıkıştırılarak dokunun düzleştirilmesi ve yayılması sağlanır. Bu basınç sadece birkaç saniye sürmektedir. Biraz rahatsızlık verse de iyi bir görüntü elde etmek için gereklidir. Birçok kişi x ışınlarına maruz kalmaktan çekinse de, mamografilerde kullanılan düşük düzeydeki radyasyon meme kanseri riskini arttırmaz.
.
Meme Muayenesi
Meme muayenesi; Memenizin bir uzman tarafından muayene edilmesidir. Bu muayene için belden yukarıdaki tüm giysilerinizi çıkarmanız gerekir. Muayenede ilk önce her iki memenizde görünüş olarak bir anormallik var mı veya iki meme arasında bariz bir fark var mı diye bakılır.   Daha sonra, iki veya üç parmağının iç kısmını yavaşça dokunarak, dairesel hareketlerle memelerinizde yumru olup olmadığına bakacaktır.


Meme Kanseri Şüphesi Varsa
Meme kanseri olduğunuzu düşündürecek bir durum varsa bu durumu aydınlatmak için testler yaptırmanız gerekir. Öncelikle iyi bir hikaye ve fizik muayene yapıldıktan sonra aşağıdaki testlerden gerekli olanlar yaptırılır.

Görüntüleme Testleri

Mamografiler: Hem tarama hem de tanı amacı ile kullanılmaktadır.
Şüpheli bir alan görülürse biyopsi yapılması gerekir. Mamografide şüpheli bir alan görülmese de, muayenede bir yumru olması durumunda ultrason yapılmalı ve eğer kist değilse biyopsi yapılması gerekmektedir. Mamografiler genç kadınlarda daha az etkindir. Hamile veya emziren kadınlar için de aynı durum geçerlidir.

Meme ultrasonu: Ultrason, ses dalgaları kullanılarak çalışan bir cihazdır. Ultrason, mamografi ile birbirlerini tamamlamaktadır. Yaygın olarak kullanılmakta, ucuz, kolay ve hastaya getirdiği bir risk yoktur. Ayrıca, iğne ile sıvı çekilmesine gerek kalmadan kist ile katı kitleler arasında ayırım yapma olanağı sağlar.


MRG (manyetik rezonans görüntüleme): Radyo dalgaları ile çalışmakta  MRG'de x ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Bilgisayar aracılığıyla bu dalgalar son derece detaylı bir görüntü haline getirilir. Mamografilerde bulunan kanserlerin veya meme kanseri riski yüksek kadınların incelenmesinde özel MRG türleri kullanılabilir. Bu yöntemle küçük kanserlerin bulunmasının gerçekten hayat kurtarıcı olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Durumunuz hakkında doktora daha fazla bilgi verebilecek bazı başka testler de bulunmaktadır. Bu testlerden birini yaptıracak iseniz, çekinmeden doktorunuzdan size test ile ilgili açıklama yapmasını isteyiniz.

Biyopsi

Testler meme kanseri olabileceğinizi gösteriyorsa biyopsi yapılır. Kesin olarak öğrenmenin yolu biyopsi yaptırmaktır. Bu işlem sırasında, ilgili alandan hücreler alınarak laboratuvarda incelenir. Birçok biyopsi türü vardır. Doktorunuz sizin için en iyi olanı seçecektir.

İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB): Bu testte, çok ince bir iğne kullanılarak yumrudan sıvı çekilmeye çalışılır. İğneyi yumruya isabet ettirmek için doktorunuz ultrason kullanabilir. Bölge uyuşturulabilir veya uyuşturulmayabilir. Bazen anestetik madde verilme işlemi biyopsinin kendisinden daha çok rahatsızlık verebilir. Çekilen sıvı berrak ise yumrunun iyi huylu kist olma olasılığı yüksektir. Kanlı veya bulanık sıvı kist anlamına gelebileceği gibi nadiren kanser de olabilir. Eğer yumru katı ise, küçük doku parçaları alınır. Bu parçalara mikroskop ile bakılarak kanser olup olmadığı incelenir. Biyopsi net bir sonuç vermediği takdirde veya doktorunuz hâlâ emin değilse, ikinci bir biyopsi veya farklı türde bir biyopsi yapılması gerekebilir.

Stereotaktik kalın iğne biyopsisi: Bu testte kullanılan iğne, ince iğne biyopsisinde kullanılandan daha kalındır. Birkaç doku parçası almak için kullanılır. Biyopsi hastaneye yatmadan, lokal anestezi (o bölge uyuşturulur) ile yapılır.

Cerrahi biyopsi: Bazen mikroskopla incelemek için yumrunun bir kısmı veya tamamının çıkarılması için cerrahi uygulanması gerekir. Tüm yumrunun etrafındaki bir miktar normal doku ile birlikte çıkarılması gerekir. Bu işlem genellikle hastaneye yatmadan gerçekleştirilir. Lokal anestezi uygulanır, ayrıca gevşemeniz ve işlemi fark etmemeniz için sakinleştirici de verilebilir. Doktorunuza ne tür biyopsi yapılacağını ve işlem sırasında ve sonrasında nelerle karşılaşabileceğini sorunuz.

Biyopsi laboratuvar testleri: Biyopsi ile alınan dokular laboratuvarda incelenerek iyi huylu veya kanser ayırımı yapılır. Kanser değilse ek bir tedavi gerekmez. Eğer kanserse, kanserin türü ve invaziv olup olmadığı hakkında biyopsi ile bilgi edinilebilir. Biyopsi örneğine 1'den 3'e kadar bir derece verilir. Normal meme dokusuna daha çok benzeyen kanserlerin daha yavaş büyüme ve yayılma eğilimleri vardır. Genellikle, düşük derece yavaş büyüyen kansere, yüksek derece ise hızlı büyüyen kansere işaret eder. Derece, sonucun (prognoz) tahmin edilmesine yardım eder. Tümör derecesi, özellikle lenf bezi tutulumu olmayan küçük tümörlü hastalarda önem taşır. Bu tür hastalarda tümör çıkarıldıktan sonra ek bir tedaviye gerek kalmayabilir; ancak yüksek dereceli tümörlere sahip hastalara genellikle hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanır.

Biyopsi örnekleri östrojen (ER) veya progesteron (PR) gibi bazı hormonlara ait reseptörler bulundurup bulundurmadıkları açısından da incelenebilir. Eğer reseptör varsa genellikle ER-pozitif veya PR-pozitif olarak adlandırılır. Bu tür kanserlerin, reseptör bulunmayan türlerden daha iyi sonuçlanma eğilimi vardır çünkü hormon tedavisine daha iyi yanıt verirler. Her 3 meme kanserinden 2'sinde bu reseptörler bulunur.
Kanserin büyüme hızı ve en iyi sonuç verecek tedavinin belirlenmesi için de başka laboratuvar testleri yapılabilir.

Gen düzeni testleri: Yapılan araştırmalarda, aynı anda birçok gen düzeninin incelenmesinin, ilk tedaviden sonra kanserin yineleyip yinelemeyeceğinin belirlenmesine yardımcı olduğu gösterilmiştir. Özellikle kemoterapi gibi ek tedavilerin yararlı olup olmayacağına karar verilirken bu testlerden yararlanılabilir. Şu anda farklı gen dizilerinin incelendiği 2 ayrı test bulunmaktadır. Bazı doktorlar bu testleri uygularken, bazıları bu konuda devam eden büyük klinik çalışmaların sonuçlanmasını beklemektedir.
 


Meme Kanseri Yayılımını Bulmak İçin Kullanılan Testler

Akciğer filmi:
Kanserin akciğerlere yayılıp yayılmadığını görmek için bu tetkik yapılabilir.

Kemik sintigrafisi:
Bu tetkikle kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığı görülebilir. Hastaya düşük dozda radyasyon verilir. Kemik, radyasyonu tutarak filmde "sıcak nokta" şeklinde yapıların belirmesine yol açar. Bu sıcak noktalar kanser olabilir; ancak, artrit gibi başka sorunlar da bu duruma yol açabilir. Bu nedenle sıcak noktaların röntgen filmlerinin çekilmesi gerekebilir.

BT (bilgisayarlı tomografi):
BT özel bir röntgen türüdür. Çeşitli açılardan birçok görüntü alınır. Bu görüntüler bilgisayarda birleştirilerek, iç organların detaylı bir görüntüsü oluşturulur. Kanserin karaciğer veya diğer organlara yayılıp yayılmadığının gösterilmesinde bu tetkikten yararlanılabilir. Ayrıca, biyopsi iğnesinin şüpheli bölgeye yerleştirilmesinde kılavuz olarak da kullanılabilir.

MRG (manyetik rezonans görüntüleme):
MRG'de x ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Beyin ve omuriliğin görüntülenmesi için bu tetkikten yararlanılabilir. BT'den biraz daha rahatsızlık verici olabilir çünkü biraz daha uzun sürer ve çekim sırasında dar bir bölmeye girmeniz gerekir. Ayrıca makinenin çıkardığı yüksek sesten de rahatsız olabilirsiniz. Bazı merkezlerde kulaklıktan müzik dinletilerek bu gürültü bastırılmaya çalışılır.

PET (pozitron emisyon tomografi) tetkiki:
Bu tetkikte radyoaktif atom bulunduran bir tür şeker kullanılır. Kanser hücreleri bol miktarda şeker emerler. Böylece özel bir kamera ile bu hücreler görüntülenebilir. Doktor, kanserin yayıldığını düşünüyor ancak nereye yayıldığını bilmiyorsa PET tetkiki yapılabilir. Ayrıca lenf bezleri alınmadan önce kanser kontrolü yapılması için de kullanılabilir. Bazı yeni cihazlar aynı anda hem PET hem de BT yapabilmektedir. Doktorunuzun sizin için en iyi tedaviye karar vermeden önce yapılabilecek başka testler de vardır. Yapılan diğer testler konusunda doktorunuza soru sormaktan çekinmeyiniz. Kanser saptandığında artık hastalık hakkında bilgi almanın zamanı gelmiş demektir. Önce biyopsi, ardından başka testler yapılır ve daha sonra tedavi kararı verilir. Hareket tarzını seçmeden önce doktorunuzla ve ailenizle görüşecek zamanınız vardır. Apar topar tedaviye başlamanın gereği yoktur. Sizin için en iyi tedavi seçeneği hakkında karar vermeden önce ikinci kez düşünmelisiniz.

Tedavi

Meme kanseri olan hastalar hastalıklarının detayı ve tedavi seçenekleri hakkında her şeyi öğrenmek istemeleri en doğal haklarıdır. Yapılacak tedavi seçimlerinde doktoru ile birlikte aktif rol oynamaları gerekir.

Kanserin ilk tanısından sonraki dönemde yaşanan şok ve stres, erken dönemde hastalıkla ilgili sorulacak soruları düşünmeyi zorlaştırabilir. Bu nedenle hastanın randevudan önce merak ettiği konuları bir yere not almalı ve randevu esnasında bunları sormalı ve aldığı cevaplarımda kısaca kaydetmelidir.

Tedavi Yöntemleri

Meme kanseri olan hastalara uygulanan tedaviler birçok gruba ayrılabilir;

1)Meme kanserini tedavi etmeye yönelik yaklaşımlar;  birçok seçenek var. Bunlar ameliyat

kemoterapi, radyoterapi, hormon terapisi ve biyolojik terapi.
Bu tedavilerden hangilerinin uygulanacağı hastaya ve kanserin cinsine ve evresine bağlıdır.

Kanser tedavisi ya lokal tedavi ya da sistemik tedavi olur.

  • Lokal tedavi: Ameliyat ve radyoterapi lokal tedavilerdir. Memedeki kanserini ortadan kaldırmak ya da yok etmek hedefleridir. Meme kanseri vücudun diğer bölgelerine yayıldığında lokal terapi o bölgelerde hastalığı kontrol etmek amacıyla kullanılabilir.
  • Sistemik tedavi: Kemoterapi, hormon terapisi ve biyolojik tedavi sistemik tedavilerdir. Kana girip tüm vücutta kanseri kontrol eder ya da yok ederler. Meme kanseri olan bazı kadınlar radyoterapi veya ameliyattan önce tümörü küçültmek için sistemik tedavi görürler. Diğerleri ameliyat ve/veya radyoterapiden sonra kanserin yeniden oluşmasını önlemek için sistemik tedavi görürler. Sistemik tedaviler yayılmış kanser için de yapılır.


2) Destek tedavisi; Ek olarak, hastalığın herhangi bir safhasında, kadınlar acıyı ve kanserin diğer belirtilerini kontrol etmek, tedavinin yan etkilerini hafifletmek ve duygusal problemleri kolaylaştırmak için tedavi görebilirler. Bu tip tedaviye destek, belirti yönetimi ve hafifletici tedavi denir.

 


Birçok kadın tedavinin yaşam biçimini nasıl değiştireceğini bilmek ister. Tedavi sırasında ve sonrasında nasıl gözükeceklerini bilmek isterler. Doktor, tedavi seçeneklerini, yan etkileri ve tedavinin beklenen sonuçlarını anlatmak için en iyi kişidir. Her kadın, doktoruyla ihtiyaçları ve kişisel değerleriyle örtüşecek bir tedavi planı oluşturmak için birlikte çalışabilir.


Ameliyat

Ameliyat, meme kanseri için en yaygın tedavidir. Birçok ameliyat çeşidi var. (Aşağıda resimlerini görebilirsiniz.) Doktor, her türdeki ameliyatın yarar ve risklerini ve kadının dış görünümünü nasıl değiştireceğini açıklayabilir.

  • Memenin tamamının alınmadığı ameliyat(Meme koruyucu cerrahi): Kanserin alındığı ancak memenin alınmadığı operasyona meme koruyucu ameliyat denir. Ayrı bir kesi ile cerrah, çoğunlukla lenf sistemine kanser hücrelerinin girip girmediğini anlamak için koltukaltındaki lenf bezlerini çıkarır. Koltukaltındaki lenf bezlerinin çıkarılma işlemine koltukaltı lenf bezi diseksiyonu denir. Memenin alınmadığı ameliyattan sonra, memede kalmış olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için radyoterapi uygulanır.
  • Mastektomi: Memenin koltukaltı lenf bezleri ile alındığı operasyona mastektomi denir.


Evre I. ve II. meme kanserinde meme koruyucu cerrahi  (radyoterapiyle birlikte) ve mastektominin sonuçlarının aynı olduğunu göstermişlerdir.


Sentinel lenf bezi biyopsisi
Sentinel lenf bezi nöbetçi lenf bezi anlamına gelir. Meme kanserinde ilk kanser sıçramasının beklendiği lenf bezidir. Radyoaktif madde ve mavi boya kullanarak bu lenf bezlerinin işaretlenip cerrahi sırasında küçük bir ameliyat kesisi ile çıkarılmasıdır. Buradan çıkarılan dokular incelenir ve kanser yoksa işlem sonlandırılır.

Ameliyattan önce hastalar doktoruna aşağıdaki soruları sorabilirler:

•          Bana hangi tip meme ameliyatı seçenekleri uygun.

En uygun olan seçenek sizce hangisi?

•          Bu ameliyatın bana getireceği riskler nelerdir?

•          Bana önerdiğiniz bu ameliyatın avantaj ve dezavantajları nelerdir?

•          Koltuk altı Lenf bezlerim alınacak mı? Ne kadar alınacak? Neden?

•          Operasyondan sonra beni neler bekleyecek, nasıl hissedeceğim? Hastanede ne kadar kalacağım?

•          Eve gittiğimde yapmam gerekenler neler?

·       Ameliyat bölgesine nasıl bakacağım? 

·       Uymam gereken bir diyet var mı?

·       Kullanmam gereken bir ilaç var mı?

•          Ameliyat yaram nasıl olacak, daha sonra düzeltilme şansı var mı?

•          Düzeltici estetik operasyonu ne zaman olabilirim?

•          Ameliyattan sonra yapmam gereken bir egzersiz programı var mı?

•          Normal aktivitelerime ne zaman geri dönebilirim?

 Aynı ameliyatı geçirmiş konuşabileceğim biri var mı?

Koltuk altı diseksiyonu: Koltuk altı diseksiyonu meme kanserinin ameliyatında çok önemli aşamalardan birini oluşturmaktadır. Meme kanserin koltuk altına yayılıp yayılmadığı, yayıldı ise ne kadar yayıldığının anlaşılması için bu ameliyat yapılır. Ameliyatın dışında hastanın alması gereken tedavilerin ( kemoterapi, radyoterapi gibi) belirlenmesinde kanserin koltuk altına olan yayılımı çok önemlidir.  (11)

Radyoterapi
Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlar verilerek kanser hücrelerinin öldürülmesi veya küçültülmesidir. Radyoterapinin birkaç çeşidi mevcuttur. Radyasyon vücut dışından uygulanabileceği gibi, tümörün içine radyoaktif madde de yerleştirilebilir.
Radyoterapi, cerrahiden sonra memede, göğüs duvarında veya koltuk altı bölgesinde kalan kanser hücrelerini yok etmek için kullanılmasının yanında, daha az sıklıkla ameliyati öncesinde tümörün küçültülmesi için de uygulanabilir.

Radyoterapiye, ameliyattan yaklaşık 4 hafta sonra başlanır. 6 veya 7 hafta boyunca haftanın 5 günü devam edilir. Her uygulama birkaç dakika sürer. Tedavinin kendisi ağrısızdır.

Radyoterapinin en önemli yan etkileri memede şişlik ve ağırlık hissi, tedavi uygulanan bölgede güneş yanığı benzeri değişiklikler ve halsizliktir. Meme dokusu ve ciltte meydana gelen değişiklikler genellikle 6 ile 12 ay sonra kaybolur. Bazı kadınlarda ise radyoterapiden sonra meme daha küçük ve daha sıkı hale gelir. Hamilelik sırasında radyoterapi uygulanmaz.


Kemoterapi (Kanser hastasının ilaç tedavisi) Kemoterapi, kanser hücrelerini öldüren ilaçların damar yoluyla veya hap şeklinde uygulanmasıdır. Bu ilaçlar kan dolaşımına girerek tüm vücuda dağılırlar, böylece uzak organlara yayılan kanserlerin tedavisini sağlarlar. Bu ilaçlar kanser hücrelerini öldürürken bazı normal hücrelere de zarar verebilirler, bu da yan tesirlere yol açar.


Meme kanseri çok erken evrelerde bile kan ve lenf yolu ile tüm vücuda yayılabilir. Bu yayılan hücreler çok küçük olmaları nedeni ile hiçbir tetkikte fark edilmeyebilir.  Ancak, büyümeye devam ederlerse vücudun başka bölgelerinde yeni tümörler oluşmasına yol açabilirler. Bu hücreleri bulup ortadan kaldırmak için tüm vücuda sistemik tedavi uygulanmalıdır. Bu amaçla uygulanan tedavilerin başında kemoterapiler gelmektedir.


Erken evre meme kanserlerinde cerrahiden sonra kemoterapi uygulanması, meme kanserinin yineleme olasılığını azaltır. Kanserin zaten meme ve koltuk altı bölgesi dışına yayıldığı hastalarda da kemoterapi esas tedavi olarak kullanılabilir.
Kemoterapi, cerrahiden önce de uygulanabilir, bu uygulama genellikle tümörün küçülmesini ve böylece daha kolay çıkarılmasını sağlar. Bu yaklaşım ayrıca, doktorların tümörün ilaçlara nasıl yanıt verdiğini anlamalarına olanak verir. Tümörde küçülme olmuyorsa farklı ilaçlar kullanılabilir.

Tedavinin toplam süresi genellikle 3 ile 6 ay arasında sürer. Tek bir ilaç kullanmak yerine, sıklıkla çeşitli ilaçlar bir arada kullanılır.

Hormon Tedavisi
Hormon tedavi, hormon reseptörü-pozitif meme kanserlerinde çok etkili bir tedavidir. Hormonal tedavi, östrojen hormonunu bloke ederek, hormonun aktif duruma geçmesini ve meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını uyarmasını engeller.

Hormonal tedavini cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi ile gerçekleştirilen ilk tedaviden tamamlayıcısı gibi düşünülebilir. Hormon reseptörü-pozitif kanserli birçok hasta için hormon tedavi, en az diğer tedavi yöntemleri kadar önemlidir. Aslında hormon tedavi, kemoterapiden daha etkili olabilir. Durumunuza bağlı olarak, doktorunuzla birlikte hormon tedavinin tek başına veya kemoterapinin ardından uygulanmasına karar verebilirsiniz.

Aşağıdaki durumlarda hormon tedavi uygulanabilir:

  • Meme kanseri olmadığı halde yüksek risk grubunda olan hastalarda riski azaltmak için.
  • İnvaziv-olmayan meme kanserlerinde (DKIS) kanserin tekrarlama riskini azaltmak amacı ile.
  • Cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi gibi ilk tedavilere tamamlayıcı tedavi olarak.
  • İleri evre (metastatik) hastalıkların tedavisi için.

Hem menopoz öncesi hem de menopoz sonrası dönemdeki kadınlar için hormon tedaviler bulunmaktadır. Ancak hormon tedavi sadece hormon reseptörü olan kanserlere sahip (hormon reseptörü-pozitif meme kanserli) kadınlarda etkilidir. Hücreler östrojen reseptörüne, progesteron reseptörüne veya her ikisine de sahip olabilirler.


 

Biyolojik Tedavi

Biyolojik  tedavi  vücudun doğal yeteneğini (bağışıklık sistemi) aktive ederek kanserle savaşmak için kullanır. Bu tedavide kullanılan ajanlar kanser hücrelerine tutunabilen laboratuvarda yapılmış monoklonal antikordur.

Laboratuvar testinde HER2 adı verilen proteine fazlaca sahip olan meme tümörüne sahip kadınlarda uygulanan bir tedavidir. Bu tedavi, HER2'yi bloke ederek, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabilir ya da durdurabilir.

Bir kadın sistemik tedavi görmeden önce doktoruna aşağıdaki soruları sorabilir (kemoterapi, hormon terapisi veya biyolojik tedavi):

  • Bu tedaviye neden ihtiyacım var?
  • Hangi ilaçları alacağım? İlaçlar ne yapacak?
  • Hormon tedavisine ihtiyacım varsa, yumurtalıkların ameliyatla alınması mı yoksa ilaçlar mı benim için iyi olur?
  • Tedavi ne zaman başlayacak? Ne zaman bitecek?
  • Tedavinin beklenen yararları nelerdir?
  • Tedavinin riskleri ve olası yan etkileri nelerdir? Bu konuda ne yapabilirim? Hangi yan etkiyi size söylemeliyim? Uzun süreli yan etki olacak mı?
  • Tedavi normal aktivitelerimi nasıl etkileyecek?

Tedavi sonrası nasıl bir bakıma ihtiyacım olacak?


Evrelere Göre Tedavi Seçenekleri

Bir meme hastasının tedavi seçenekleri hastalığının evresi ve aşağıdaki faktörlere göre değişir:

  • Hastanın genel sağlık durumu ve performansına,
  • Tümör boyutuna ve lokalizasyonuna,
  • Tümör hücrelerinin özelliklerine
  • Menopoz olup olmadığı



Aşağıdakiler her evre için yaygın olarak kullanılan tedaviler. (Diğer tedaviler bazı kadınlar için uygun olabilir.) Klinik çalışmalar meme kanserinin her evresinde bir seçenek olabilir.
 

Evre 0 Meme kanserlerinde

Evre 0 göğüs kanserinde lobular Karcinoma in situ (LKIS) veya ductal Karcinoma in situ (DKIS):

  • LKIS: Çoğu hastada başka bir tedaviye gerek duyulmaz. Bu hastalar yakın takip edilirler. Bazı hastalarda riski azaltmak amacı ile hormon terapi verilebilir. Tek memede LKIS olması her iki meme içinde kanser riskini arttırır. Çok nadiren meme kanseri gelişme riskini azaltmak için her iki memenin de alınması bir seçenektir. Bu hastalarda koltuk altı diseksiyonu ameliyatına gerek yoktur.
  • DKIS: DKIS olan çoğu hastaya meme koruyucu cerrahi ve takiben radyoterapi uygulanır. Bazıları hastalar total mastektomi olmayı seçerler. Koltukaltındaki lenf bezleri genelde alınmaz. Kolan hastalara kanser gelişimini önlemek için hormon tedavisi verilebilir.


I, II, ve IIIA Evreleri

Bu evrelerdeki hastalara kombine tedavi uygulanabilir. Özellikle Evre I. ve II. Hastalara çoğunlukla meme koruyucu cerrahiyi takiben radyoterapi uygulanmaktadır.  Bu evrelerin dışında memenin alınması daha çok tercih edilmektedir. Her iki yaklaşımda da meme korunsun veya total alınsın koltuk altından lenf bezi ameliyatı yapılmaktadır. Koltuk altında kanser hücresine rastlanırsa veya tümör dokusunun kendisi büyükse radyoterapi tedaviye eklenir.

Meme kanseri hastasında memenin korunması aşağıdaki faktörlere bağlıdır.

  • Tümörün boyutu meme boyutuna göre küçük olmalı, yeri uygun olmalı. Ameliyattan sonra kozmetik sonuç kötü olmamalı.
  • Knserin evresi yüksek olmamalı.
  • Kanserin belirli özellikleri 
  • Kadının radyoterapi alabilecek durumda olması.
  • Hastanın bütün bilgilendirme sonrasında memesinin korunmasını istemesi gerekmektedir.



Bazı ileri evre meme kanseri hastalarda (özellikle II veya IIIA evre) ameliyattan önce kemoterapi görürler. Bu kemoterapi büyük tümörün küçülmesini sağlayabilir ve  böylece memenin alınmadığı ameliyat mümkün olabilmektedir.

Ameliyattan sonra çoğu hasta  adjuvant terapi (kemoterapi, radyoterapi, hormon terapisi, immünoterapi yada kombinasyonlarını) görür. Bu tüm vücuda uygulanan tedaviler ile kalan kanser hücrelerinin yok edilmesini ve kanserin memede veya başka bir yerde tekrar oluşmasını engeller.

IIIB ve IIIC Evreleri

IIIB  ve IIIC evresindeki kadınlar genelde kemoterapi görürler.

Eğer kemoterapi tümörü küçültürse,  sonradan ek tedavi önerebilir:

  • Mastektomi ve koltuk altı diseksiyonu: Ameliyattan sonra kadının meme ve koltukaltına radyoterapi uygulanabilir.
  • Meme koruyucu cerrahi ve koltuk altı diseksiyonu: Genelde koltukaltındaki lenf bezleri alınır. Ameliyattan sonra kadının memesine ve koltukaltına radyoterapi uygulanabilir.
  • Ameliyat yapmadan  radyoterapi

Bunlara  ek olarak kemoterapi, hormon tedavisi veya her ikisini de uygulanabilir. Sistemik tedavi hastalığın memeye yada başka yere geri gelmesini önler.

IV. Evre

Bu evrede meme ameliyatının pek yeri yoktur. Daha çok hormon tedavisi, kemoterapi veya her ikisini birden verilmektedir. Bazıları biyolojik tedavi de eklenebilir. Radyoterapi vücudun belli bölümlerindeki tümörü kontrol etmek için kullanılabilir. Bu tedaviler hastalığı iyileştirmez ama hastanın daha uzun yaşamasını sağlayabilir.

Bu hastalar destek tedavisinede çok ihtiyaç duyarlar. Destekleyici tedavi kadının hem fiziksel hem de duygusal olarak kendini iyi hissetmesine yardımcı olur. Bu tip tedavinin amacı kadının yaşamını uzatmaktansa, acısını ve diğer belirtileri kontrol etmek ve tedavinin yan etkilerini azaltmak.

Tekrarlayan Meme Kanseri

Tekrarlayan meme kanseri, tedaviden sonra tekrar oluşan kanserdir. Tekrarlayan kanser için verilecek tedavi kanserin yeri ve boyutuna ve daha önce hastanın almış olduğu tedavilere göre değişir.

Eğer kanser, alınmayan memede tekrarlamış ise o meme alınır. Eğer kanser, vücudun farklı yerlerinde oluşursa, tedavi kemoterapi, hormon tedavisi ya da biyolojik tedaviyi kapsayabilir. Radyoterapi, göğüs duvarında ya da vücudun belli bölgelerinde oluşan kanseri kontrol edebilir. Destekleyici tedavi bu hasta grubunda da çok önemlidir.